Hanimlar Icin

Bayanlarla ilgili sorular
a) Bayanların camideki cemaate katıldıkları bilinmekte ise de, onların bayan camii cemaatına namaz kıldırdıkları veya kıldırmadıklarına dair sahih rivayetler var mıdır?
b) Bayanların bayanlara namaz esnasında imamlık yapmayışları zamanın örfünden midir, yoksa bu konuda nassa dayanan dini bir yasak mı vardır?
c) Değişik vesilelerle bir araya gelen bayanların birlikte okuyup, birlikte sohbetleri sonrasında namaz vakti gelince birlikte namazlarını eda etmelerinde engel ve mahsur oluşturacak nass var mıdır?
d) Çağımızda sosyal yapı hayli değişmiş. Önceki dönemlerde bulunmayan kız evleri ve yurtları, hatta bayan hapishaneleri göz önüne alındığında o mekanlarda bulunan bayanların kendi hemcinslerine imam olarak namazı kıldırmalarının durumu ve hükmü nasslar açısından nasıldır?
e) Yine bayanların mesela; tesbih namazını toplu halde kılarken, ferdi olarak dışarıdan çekyata oturmuş bir bacının tespihleri sayısını sesli söyleyerek hatırlatması suretiyle kılınan bu namazın durumu ve hükmü nedir?
f) Arkadaşlarla bir araya geldiğimiz manevi programlarda, cevşen ve fatiha okumak istediğimizde, bazı hocalarımız; kadınların muayyen günlerinde cevşen ve fatiha okuyamayacaklarını, bazıları ise sadece küçük cevşeni okuyabileceklerini, bazıları da küçük cevşeni belli bir hizbine kadar okuyabileceklerini söylüyorlar. Hal böyle olunca da nasıl hareket etmemiz gerektiği hususunda şüpheye düşüyoruz. Bizi bu konuda aydınlatır mısınız?
g) Bir bacımıza bir başka bacımız; ''imamın kritiğini yapmak küfürdür'' diye öğretmiş. Bu öğretiyi nassların ışığında nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sorduğunuz sorulara kısa - kısa bakış yapabiliriz;
a) Asr-ı saadette kadınların cemaate katıldıkları değişik vak’alar ve hadis-i şeriflerle sabittir. Cemaat bir tane olur. Erkekler kadınların kavvâmıdır.1
İmamet ve cemaat İslam birliğinin temini içindir. Kadınlar için ayrı bir cami, ayrı bir imam ve ayrı bir cemaat İslam birliğini bozar. Daha baştan ikilik meydana gelir ve fitne çıkar.
İmamlık dendiği zaman İmâmet-i Kübrâ anlaşılır. İmâmet-i Suğra da vardır.2
İmamet-i Kübra, İslam birliğini temin eden, halk üzerinde umumi bir tasavvuf yetkisi bulunan kimsedir. Bu devlet başkanıdır. Umumi tasarruf yetkisinden maksat, imama itaat edilmesidir.3
İmamet-i suğra dediğimiz imamlık ise, (küçük imamlık) namaz imamlığıdır.
İmamet-i suğra, imamet-i Kübraya götüren bir yoldur.
Onun için asr-ı saadette kadınların ayrı bir camisi olmamış veya Efendimiz’in imametinin dışında Mescid-i Nebeviye’ye gelip kendi aralarında birisinin imametiyle ayrı bir cemaat olmamışlardır. Yukarıda anlattığım hikmete uygun, bir erkek imamın, Efendimizin arkasında namazlarını eda etmişlerdir.
Kadınların mescide gitmeleri ve orada erkek imamın arkasında, belli bir saf düzeni içinde namaz kılmaları asr-ı saadette tatbik görmüş ve teşvik edilmiştir.
“Hz. Peygamber kadınların mescide gelebileceklerini, ancak evdeki ibadetlerinin daha üstün olduğunu çeşitli vesilelerle dile getirmiştir. Bu konuya ilişkin hadislerden bazıları şöyledir:
"Kadınların mescidlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır"4
“Kadınlarınız gece mescide gitmek için sizden izin istediklerinde onlara izin verin"5
"Kadınlar cemaate katılmak istedikleri zaman, koku sürünmesinler"6
Hz. Peygamber döneminde kadınların sabah namazına gittiklerine dair rivayetler yanında, Hz. Peygamber'in kadınları bayram namazına katılmaya teşvik ettiğine dair rivayetler de bulunmaktadır.7 Bu hadislerden birinde Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: " Henüz kocaya gitmemiş genç kızlar, perde arkasında yaşayan kadınlar (zevâtü hudûr) ve hayızlı kadınlar evlerinden çıksınlar; hayır ve müminlerin duasına (davet) şahit olsunlar. Hayızlı kadınlar, namaz kılınan yerden uzak dursunlar"8
Farz namazların camide cemaatle kılınması daha faziletli olmakla birlikte, klasik dönemde fitne endişesiyle kadınların camiye gitmesine pek sıcak bakılmamıştır. Ebû Hanîfe serkeşlerin, kötü niyetli kimselerin uykuda olması sebebiyle güvenlikli vakit olduğu düşüncesiyle, yaşlı kadınların sabah, akşam ve yatsı namazlarında camiye gitmelerinde bir sakınca görmemiştir. Ebû Yûsuf ve Muhammed'e göre ise yaşlı kadınlar bütün vakit namazlarında camiye gidebilirler. Sonraki Hanefî fakihlerine göre ise zamanın bozulması ve fıskın ortaya çıkması sebebiyle yaşlı da olsalar kadınların cuma ve bayram namazlarına gitmeleri mekruh görülmüştür. Şâfiî ve Hanbelîler ise, ister genç ister yaşlı olsun güzel ve gösterişli kadınların, Mâlikîler'e göre de erkeklerin ilgi duymadığı yaşlı kadınların bile cemaatle namaz kılmak üzere camiye gitmeleri mekruhtur.
Günümüzde ve ülkemizde sokaklar örtülü, örtüsüz kadınlarla dolup taş-maktadır. Bu durumda örtülü kadınların camiye gelmeleri fitneye sebep gösterilemez. Aksine cemaatle namaz, çocukların eğitiminden birinci derecede sorumlu olan annelerin ve anne adaylarının dinî bilgi ve şuurlarını takviye eder.”9
b) Bayanların bayanlara namaz esnasında imamlık yapmayışları zamanın örfünden midir, yoksa bu konuda nass’a dayanan dini bir yasak var mıdır?
Bu hususta, “zaman’ın örfünden de” diyebiliriz. Ancak kadınların kendi aralarında, cemaat kadınlardan oluşursa, cumhura göre, imamların erkek olması şart değildir, kadının kadınlara imamlık yapması sahihtir.
Bu hususta şöyle nasslar vardır:
Efendimizin eşlerinden Ümmü Seleme ve Hz. Aişe ile Sade binti Kamame’nin kadınlara imamlık yaptıkları rivayet edilir.10
Ümmü Varaka’nın rivayet ettiğine göre “Hz. Peygamber (sav) Ümmü Varaka binti adil hanımın evindeki veya mahallesindeki kadınlara imamlık etmesine izin verdi.”11
Kadınların kendi aralarında cemaatle namaz kılmaları mekruhtur. Şayet cemaat halinde kılacak olursa imamlık yapan kadın önde değil, aralarında durur.12
Kadının kadına imametiyle alakalı farklı nasslara dayanarak, mezheplerin farklı fetvaları da vardır.13
c) Herhangi bir engel yoktur. Mahsur oluşturacak nass yoktur. (a) ve (b) maddelerinde anlatılan hususlara riayet etmeliler. Kadın imame, cemaatinin önünde değil, aralarında durarak, cemaatle namaz kılabilirler. Hatta Şafiilere göre müstehaptır.
d) Fitneye alet olmamaları şartı ile kılabilirler. Hz. Muhammed’den (sav) rivayet edilen şu hadis: “Kadının namazını evinde kılması dışarıda kılmasından daha faziletlidir. İç odasında kılması da, evin diğer kısımlarında kılmasından daha faziletlidir.”14 ne kadar dikkat çekicidir.
Hanefilere göre gece vakti kadınların cemaatle namaza katılmaları mekruh olmakla birlikte, fitneden emin olunursa, gündüzün cemaatle namaza gitmeleri caizdir. Daha önce de açıkladığımız üzere, Hanefi mezhebinde fetva buna göre verilmiştir. Yine bir erkeğin, kendisinden başka bir erkeğin yahut kız kardeşi zevcesi gibi bir mahreminin bulunmadığı bir evde kadınlara imamlık etmesi de mekruhtur. Eğer bir kadın cemaati içinde anılanlardan biri bulunursa yahut erkek kadınlara mescitte namaz kıldırırsa o takdirde böyle bir cemaat mekruh değildir. Bu görüş Hanbelilerin görüşüne uygundur. Çünkü Hz. Peygamber “Erkeklerin yabancı kadınlarla baş başa kalmasını yasaklamıştır.” Ayrıca bu gibi cemaatlere vesvese şeytanın karışması söz konusudur.
e) Böyle bir namaz sahih değildir. Bu kılınan namazını batıl kılar, bozar. Namaza dışarıdan birisinin, ona tabi olmayanın, (onun imamı değil) imamın yanlışını düzeltmesi veya yön vermesi, namazı batıl kılar. Çünkü bu hareket öğretme ve öğrenme faslına girer. Öğrenme ve öğretme ile ilgili yanlışlıkları düzeltmeler insanların sözleri cinsindendir.
f) Bu hususta ihtilafa gerek yoktur. Net olan fetva şudur:
Kadın cünüp veya hayızlı, lohusalı olduğu zamanda bir işe başlarken, Allah’tan yardım isteme manasında, “Bismillahirrahmanirrahim” çekmesi, nimetlerden sonra şükür maksadıyla “Elhamdülillah” demesi caizdir.
Aynı haldeki kadına da niyetiyle, “Ayet’el Kursi” yi, dua ve istiane (yardım dileme) niyetiyle “Fatiha” yı Felak ve Nas surelerini ezberden okuması da caizdir.15
Ayrıca, bayanlar özel hallerinde, adet günlerinde Cevşen’in bütün bölümlerini, ister asıl metninden, ister tercümesinden okuyabilirler. Ancak o büyük cevşenin içinde ayetler ve sureler vardır. O bölümleri okuyamazlar. Sadece cevşen olarak basılan cevşeni okumakta hiçbir mahsur yoktur, okuyabilirler.
g) İmamın kritiğini yapmak küfür olmaz, insanı küfre götürmez.
İmamın olmadığı yerde, arkasından yapılırsa, gıybet olur ve günaha girer. Üstünde ısrarla durursa, bazıları imamı haklı bulup, bazıları kusurlu bulup da arada fitne çıkarsa o fitneye sebebiyet verdiğinden dolayı çok büyük günaha girmiş olur.
Kusurları varsa, o kusuru kim halledebilecekse sadece ona, hakperestlik ölçüleri içinde, gıybete girmeden, hislerini karıştırmadan söylemesi vazifesidir. Sadece orada yeteri kadar konuşabilir, konuşmalıdır.
Bunun dışında, imamın veya bir başkasının gıyabında, aleyhinde konuşulmamalı ve konuşturulmamalıdır. Hakkın hatırı ve cemaatin vahdeti her zaman, her şeyin üstünde tutulmalıdır.
Selam ve dualarımla…
NECDET İÇEL
KAYNAKLAR
1- Nisa; 34
2- ed-Dürrü'l-Muhtar Ve Reddül Muhtar, c: 1, shf: 511-513
3- El-Ahkamu's-Sultaniye, shf: 3
4- Müslim, “Salât”, 134-137; Şevkânî, Neylü'l-evtâr, III, 148-149
5- Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, II, 944-945; Müslim, “Salât”, 139
6- Müslim, “Salât”, 141-142
7- Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, I, 98-99; II, 222-223, 311, 510-511, 891
8- Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, I, 234-235
9- Diyanet İşleri Başkanlığı İlmihali, c: 1 shf: 272
10- Abdurrezzak es-San'ani, c: 3, shf: 126; İbn-i Sa'd, et-Tabakat, c: 8, shf: 352
11- Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, c: 6, shf: 405
12- İslam ilmihali, Diyanet İşleri yayınları, Lütfü Şentürk-Seyfettin Yazıcı, shf: 159 Ankara-2007
13- bkz. İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Prof. Dr. Vehbe Zühayli, c: 2, shf: 292-293 Risale Yayınları İstanbul-1989
14- Neylül Evtar, c: 3, shf: 132
15- İbrahim Halebi, Haleb-i Sağir, shf: 37-39



